Ulaş İlçemiz

0
1937
views

ulaş

ULAŞ İLÇESİNİN KÖYLERİ
ACIYURT-AKKAYA-AŞAĞIADA-BAŞÇAYIR-BOĞAZDERE-BOSTANKAYA-ÇAVDARKÖY-ÇEVİRME-DEMİRCİLİK-EKİNCİOĞLU-ESKİKARAHİSAR-EZENTERE-GÜMÜŞPINAR-GÜNEŞLİ-GÜRPINAR-HACIMİRZA-KAPUKAYA-KARACALAR-KARAGÖL-KARAŞAR-KARATAŞ-KAYAPINAR-KAZANPINAR-KERTMEKARACAÖREN-KORUBAŞI-KOVALI-KÜPELİ-KURTLUKAYA-KURTOĞLU-ÖRENLİCE-OVACIK-ŞENYURT-TECER-YAĞDONDURAN-YAPALI-YAZICIK-YUKARIADA

ULAŞ İLÇESİNDE İDARİ YAPI

Ulaş, 1990 yılı 20 Mayıs tarihinde 20523 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan kararla ilçe statüsünü kazanmıştır. Ulaş, ilçe statüsüne kavuştuktan sonra idari birimler kurulmaya başlanmıştır. Ulaş Kaymakamlığı ilk olarak Belediye Başkanlığının şimdiki hizmet binasında çalışmalarına başlamıştır. Özel İdare ait iş merkezi şu an için ilçemizde Hükümet Konağı olarak kullanılmakta olup, bu binada Kaymakamlık, Malmüdürlüğü, Nüfus Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü, Gençlik ve Spor Müdürlüğü ve Özel İdare Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Köylere Hizmet Götürme Birliği hizmet vermektedir.

Ulaş İlçe Emniyet Amirliği İçişleri Bakanlığının 20.02.2001 ve Valilik Makamının 02.10.2001 tarihli onayı ile fiilen 05.11.2001 tarihinde Özel İdareye ait binada faaliyete başlamıştır. Ulaş İlçe Jandarma Komutanlığı kendi binasında hizmet vermektedir.

Ulaş PTT Merkez Müdürlüğünün binası kurumun kendisine ait olup 60 kanallı fiberoptik cihazla hizmet vermeye devam etmektedir.

TEDAŞ İşletme Şefliğinde kendi binasında hizmet vermekte olup tüm yerleşim birimlerinin elektrik işlemleri tamamlanmıştır.

Ulaş İlçe Merkez sağlık Ocağı 1975 yılında köy tipi sağlık ocağı olarak yapılmıştır. Ulaş İlçe Sağlık Grup Başkanlığı 1990 yılında tesis edilmiştir. Şu an Ulaş Hastahanesi’ nde görevine devam eden İlçe Sağlık Grup Başkanlığı’ na bağlı olarak Baharözü Sağlık Ocağı, Yenikarahisar Sağlık Ocağı ve köylerde dört adet sağlık evi bulunmaktadır.

Ulaş İlçe Tarım İşletme Müdürlüğü Sivas-Malatya karayolu ve demiryolu güzergahında , il merkezine 37 km. mesafede kurulmuştur. İşletme 1944 yılında Zirai Kombinalar adı altında faaliyete başlamış 01.03.1950 tarihinde 5433 sayılı Kanunla Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü bünyesinde, 01.01.1984 tarihinden itibaren 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile inekhaneler-haralar ile birleştirilerek Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlanmış olup halen görevini sürdürmektedir.

Ulaş Adliyesi Belediye Hizmet binasında görevini sürdürmektedir. İlçe Tarım Müdürlüğü, İlçe Müftülüğü ve Telekom Şefliği ise kendilerine ait hizmet binalarında hizmet sunmaktadırlar. İlçede ayrıca T.C. Ziraat Bankası Belediye’ye ait binada, Tarım Kredi Kooperatifi ise kendi binasında hizmet vermektedir.

ULAŞ İLÇESİNİN COĞRAFİ YAPISI

Ulaş ilçesi, Sivas il merkezine 37 kilometrelik mesafededir. Ulaş ilçesi, Sivas İli’ nin güneyinde, Tecer Dağı’ nın eteğinde, Sivas-Malatya Karayolu üzerindedir. Sivas il merkezine 37 kilometrelik mesafede bulunan Ulaş ilçesinin doğusunda Hafik ve Zara ilçeleri, güneyinde Altınyayla ilçesi, güneydoğusunda Kangal ilçesi, kuzey ve kuzeybatısında Sivas İli bulunmaktadır. Ulaş İlçesi, Malatya’ya 210, Kayseri’ye 180, Ankara’ya 480, İstanbul’a 967, İzmir’e 1102, Adana’ya, 369 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Ulaş ilçesinin Kangal ilçesine uzaklığı 45, Gürün ilçesine 100, Altınyayla ilçesine 25, Şarkışla ilçesine 80 kilometre uzaklıktadır.

İlçenin Yüzölçümü 1169 km2 dir. Denizden ortalama yüksekliği 1320 metredir.

İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Sivas İli’ne bağlı olan Ulaş ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesinin batı kesiminde, İç Anadolu bölgesinin doğu kısmında yer alır. Doğal bir Türkiye haritası üzerinde dikkatli bir inceleme yapıldığı takdirde, Ulaş ilçesinin doğu tarafı Hafik, Zara ilçeleri, güneyinde Kangal ilçesi, güney batısında Altınyayla ilçesi bulunmaktadır. arasında kalan kısımlar sanki bir doğal çizgi ile ayrılmış gibidir. Bu çizgi batıda Uzunyayla ve Tahtalı Dağlarına, doğuda Tecer dağlarının kıvrılarak doğuya doğru uzandığı yüksek platolar ile Tohma vadisini oluşturan havzanın kuzey kesimine kadar uzanan ve burada Uzunyayla ile bitişen yüksek platoyu diğerlerinden sanki özel olarak çizilmiş bir hat ile ayırır. İşte bu yüksek plato, İç Anadolu bölgesinin Karadenize doğru alçalarak serilen bir yüzüdür. Bu yüsek platoya (Altınyayla ve Şarkışla ilçesi topraklarına) düşen yağmur ve kar suları derelerde toplanarak Kızılırmak yoluyla Karadeniz’e Ulaşırlar. Bu platonun (Şarkışla ve Altınyayla ilçelerinin) doğusunda yer alan Tahtalı Dağları’nın batı kısmından Uzun yaylanın güneyi ve doğusundaki sular (Zamantı/Samantı), Ceyhan ve Seyhan ırmaklarının kaynaklarını oluşturarak Akdeniz’e Ulaşırlar. Altınyayla ilçesinin doğusunda ve güneyindeki Çayırova suyu ile Kuşkayası ve Deliktaş’ın güneyindeki sular Kangal balıklı Tohma Suyuna karışarak Fırat ırmağına ulaşır. Tecer dağlarının güney eteklerinden, Deliktaş yöresi, Çetinkaya, bölgesinden güneye ve doğuya doğru ayrılan sular çeşitli derelerde toplanarak Yılanlı çayı, ve Divriği Çaltı suyuyla birleşerek Mercan dağlarının yer aldığı bölgeden Karasu yoluyla Fırat Irmağı’na kavuşur. Kısacası Ulaş ilçesi, Doğu Anadolu ile İç Anadolu’yu birbirinden ayıran, bir başka deyimle Karadeniz ile Akdeniz havzalarına ait meyillerin birbirinden ayrıldığı yüksek platoda yer alır. Ulaş ilçesi, Tecer Dağı’nın kuzeyinde kurulmuş olup, genelde düz bir araziye sahiptir. İlçenin güney tarafı, Tecer sıradağlarının uzantısı halinde batıdan doğuya doğru uzanır. Bu sıradağlardan Altınyayla ilçesinden Ulaş sınırları içerisine giren ve burada kesintiye uğrayan Kurmaç Dağları bulunmaktadır. Kurmaç Dağları, Altınyayla’dan devam edip ilçe sınırları içerisine giren Karatonus Dağları’nın ilçedeki ismidir. Dik kulak adı verilen bu dağlar,bir bakıma Kangal ile sınırı oluşturur. İlçenin diğer önemli dağı Tecer Dağı’dır. Tecer Köyü önlerinde dik ve sarp şekilde birden yükselen Tecer Dağı’kuzeydoğuya doğru uzanır. İlçenin en önemli vadisi Tecer Vadisi’dir. Tecer Dağı’nın eteklerinden başlayıp, Sivas yakınlarındaki Taşlıdere’ye kadar devam eder. 20 km. uzunluğundaki bu düzlüğün genişliği iki-üç km. arasında değişir. Bugün bu bölgede devam eden Karacalar Barajı ve sulama sistemi sayesinde sulu tarıma geçilmekte ve 2009 yılında deneme sulamaları yapılmaktadır. Altınyayla İlçesinden Ulaş sınırları içerisine uzanan Karatonus ovası Meyilli bir iniş halinde Tecer Vadisine kadar uzanır. Bu düzlüğün Ulaş sınırları içerisindeki kısmı, Ulaş Devlet Üretme Çiftliğinin işletme alanı olarak kullanılmaktadır.

Ulaş ilçesi’nin en önemli akarsuyu Tecer Irmağıdır. Suyunda Alabalık, Sazan gibi tatlı su balıkları yetişmektedir. Tecer ırmağı, Tecer Dağı’nın güneydoğu eteklerinden doğar ve kuzeye doğru akar. Bostankaya yakınlarında Yapalı deresini de aldıktan sonra, demiryolu hattını takip ederek, il sınırları içerisine girer ve Taşlıdere Boğazından geçerek Kızılırmak’a dökülür. Ulaş ilçesinin içinden geçerek ilçeyi ikiye bölen ve güneyden kuzeye doğru akmakta olan Tecer Irmağı, Kızılırmak’ın önemli bir kolunu oluşturur.

Beş Gözler, adındaki içme suyu Tecer Dağından çıkmaktadır. Bu suyun debisi 180-200 metreküptür. Bu su, başta ilçe merkezi olmak üzere Ulaş ilçesine bağlı 18 köyün ayrıca Sivas Demir Çelik Fabrikasının içme ve hammadde soğutma işleminde kullanılmaktadır. Kaynağının Tecer dağı eteklerinde olması nedeniyle “Tecer Irmağı” adı verilmektedir. Tecer ırmağı suyu kaliteli bir su olup, sertliği 23-45 Fransız sertliğinde ve sulama açısından yılın tüm aylarında kullanılabilir özelliktedir. Tecer SO4 iyonu nedeniyle yılın Ağustos-Aralık ayları aralığında IV. Grup su kalitesi sınıfında yer alır. Ulaş ilçesi içme suyu konusunda ilçe nüfusunun ihtiyacını karşılayacak kapasiteye sahiptir.

Tecer Dağı Göllü yaylasında kaynak suyu bulunmaktadır. Tecer Dağının Kayapınar köyünde çıkan içme suyu, Tecer Dağının kuzey batı kesiminde yer alan Tatlıcak suları bölgede tanınan kaliteli içme sularıdır.

Tecer Dağının kuzeyinde 3 dönümlük büyüklükte suyu tuzlu olan Kellah Göleti bulunmaktır. Tecer Dağında ayrıca Alabalık üretimi yapılmaktadır. İlçede Baharözü ve Karacalar Göletileri de önemli sulama göletleridir. Ulaş ilçesinin Kertmekaracaören Köyü ile Karagöl Köyü arasında Aygır gölü bulunmaktadır. Bu gölün derinliği yaklaşık 60 metre, genişliği 500 metre karedir. Bu göl sönmüş volkanlardan oluşmuştur. Aygır gölünün doğusunda derinliği 10, genişliği 150 m kare büyklüğünde Kamışlı Gölü bulunmaktadır. Şenyurt Köyü ile İtkıran Köyü/Yeşildiyar arasında derinliği 20, uzunluğu 100 metre kadar olan Tepe Göl yer alır.

İLÇENİN EKONOMİSİ

Ulaş ilçesi halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ticaret ve sanayi gelişememiş ve tarım ve hayvancılıkta da yeterli düzeye henüz Ulaşılamamıştır. Bu nedenle ilçe halkı büyük bir kısmı büyük kentlere göç etmişlerdir. Günümüzde de göç olayı halen devam etmektedir.

Ulaş ilçesinde, ticari hayatı bölge ölçeğine göre canlıdır. İlçe de pazar haftada bir gün, Pazar günü kurulmaktadır. İlçedeki hayvan pazarı bölge ticaretinde önemli yeri vardır. İlçede buğday, arpa gibi tarım ürünleri ile canlı hayvan ve hayvandan üretilen gıdalar satılmaktadır. Hayvancılık konusunda; boğa, inek, düve küçükbaş hayvanlardan Akkaraman koyunu ve toklu yetiştirilmektedir. Hayvan ürünlerinden süt, yumurta, civciv, yapağı, deri ve et istihsali yapılmaktadır. Bunun yanı sıra Kayseri-Sivas-Malatya karayolunun Ulaş ilçesi’nde geçmesi ilçe ekonomisini ticari yönden olumlu etkilemektedir.

İlçede bir adet banka (Ziraat Bankası) şubesi bulunmaktadır. İlçemiz ve köylerinde ağaçlandırma çalışmalarına hız verilmektedir. Önceki yıllara göre kavak ve selvi yetiştirilmesinde düşük karlı olmaları nedeniyle azalma olmuştur. Alabalık üretimi giderek kapasite arttırmaktadır. Arıcılık üretiminde gerekli projeler sağlıklı yapıldığı takdirde ilçe ekonomisine çok büyük katkıları olacaktır.

Tarım
Ulaş ilçesinde geniş tarım alanlarını oluşması Karatonus ovası ve Tecer Vadisinin ilçenin geniş bir alanının kaplaması nedeniyle genişlemektedir. Tarım ürünlerinden buğday, arpa, çavdar ve yulaf üretilmektedir. Köylerde sert iklimsel özellikler ve kuraklık nedeniyle yeterli üretim yapılamamaktır. Meyve ve sebze üretimi ilçe genelinde çok azdır. Ancak patates ve şeker pancarı son dönemde artmaya başlamıştır.

Ulaş Tarım İlçesi Müdürlüğünce 51.000 dekar alanda buğday, yonca, çayır, goranga mahsulleri üretilmektedir. Bir dönümde alınan ürün miktarı ise, ortalama olarak 210-240 kg. arasındadır.

İlçemizde tarım kredi Kooperatifi bulunmaktadır. Bu kooperatif, üreticilerin gübre ve tarımsal faaliyetleriyle ilgili kredi, ekipman ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasında üreticilere yardımcı olmaktadır. Özellikle son yıllarda üreticilerimiz tarımda modern tekniklerin kullanılmasıyla birlikte istihsal artmaya başlamıştır.

Ulaş ilçesi ekonomisinin temeli tarıma dayanır. Fakat bu tarım bilinçli ve tarım organizeli bir şekilde yapılamamaktadır. Son yıllarda artan toprak su tahlilleri, modern makinalı ve sulu tarıma geçiş bu potansiyeli arttırmaktadır. Bu hedeflemeleri heyecanlandıran gelişmelerden biri de ilçe merkez ve köylerine artan örtü altı yetiştiriciliğidir. Özellikle Hacımirza, Karaşar ve Boğazdere köylerimizde gerçekleştirilen çalışmalar meyvelerini vermektedir. Bu noktada karşımıza çıkan ayrı bir ürün ise çilektir. Bölge koşullarında yetiştirilen ve organik sertifikalarıyla oluşturulan çilek üretimi ulusal pazara son dönemde çıkması ile Pazar gücüne sahiptir. Yine etüd çalışmalarına devam edilen bir diğer ürün ise gül konusunda gelişmelerde sevindiricidir. 2010 yılında ekime hazırlanan 10 dönümlük deneme ekiminden alınacak olumlu sonuçlar sonrasında Isparta Gülü olarak adlandırılan gül cinsi bölgede farklı bir ekonomik enstrüman olarak ortaya çıkacaktır. Yine yapılan bilimsel çalışmaların sonuncunda bölgede ekimi planlanan kekik yine büyük bir ekonomik artı sağlayacaktır. Bölgede özellikle Boğazdere Köyü’ nde devam edin ladin yetiştiriciliği de gelecek için umut veren farklı bir ürün türü olarak dikkat çekmektedir.

İlçemiz için son yıllarda büyük bir ekim alanı oluşan yem bitkilerindeki pazar sorununu aşmak için gelişen organil üretime geçiş meyvelerini vermeye başlamıştır. Bu noktada gelişen refleks hububat ekiminde de organik tarımı arttırmaktadır.

Ulaş tarımı için kuşkusuz en büyük gelişme ise DSİ’ nin İlimizdeki en büyük projelerinden biri olan Karacalar Barajı sulama havzasındaki alanlarda gerçekleşecek sulu tarım hamlesi olacaktır. 2010 da tamamlanması beklenen toprak toplulaştırması sonrasında üretim tip ve ölçeklerinde beklenen sıçrama ilçenin sosyal ve ekonomik hayatını derinden etkileyecektir.

Maden
Ulaş ilçesi, yer altı zenginlikleri bakımından Sivas’a bağlı diğer bir çok ilçeye göre zengindir. Özellikle krom madeni yönünden oldukça zengindir. Krom çok sert oluşu, erime noktasının 1857 °C oluşu nedeniyle, metallere sertlik sağlamakta ve özellikle zırhlı araç yapımında kullanılır. Toz formdaki krom deri tabaklamada uzun yıllardır kullanılmaktadır. Deriye uzun süre dayanabilme kullanılabilirlik özelliği kazandırır.
Ulaş ilçesinde bol miktarda alçı taşı ve kireç rezervleri bulunmaktadır. Ulaş ilçesi sınırları dahilinde 4 adet taş ocağı faaliyet göstermektedir. Ulaş ilçesinde Barit madeni 1972 yılında bulunmuştur.

Çıkan madenin ismi, sitronsyumdur. Sitronsyum madeni renkli televizyon sanayiinde kullanılmak üzere ramamı yurt dışına gönderilmektedir.

EL SANATLARI

Anadolu’nun her neresinden olursa olsun dokunan tüm halı, kilim, vb. gibi tüm el sanatlarının üzerlerinde desen veya süslemeler olarak kullanılmış birçok “im” ve birçok “yanış” bulunmaktadır. Bu imler halı, kilim, seccade, yastık, yaygı gibi el sanatlarının üzerinde bol miktarda bulunmaktadır. “imler” ve “yanışlar” yüzlerce, binlerce yıllar öncesinden günümüze kadar ulaşmışlardır. Bir toplumun kültürel yönünü ve yaşamsal konulardaki karakteristik özellikleri hakkında bilgiler vermektedirler. Türk el sanatları incelendiğinde çok açık ve net bir şekilde Anadolu kilim, halı, seccade, yolluk gibi el sanatlarında Orta Asya’dan günümüze kadar tüm Türk tarihine aynı paralellikte Türk Milletinin yaşamı ve karakteri hakkında çok önemli bilgiler vermektedir.

Bu nedenle Ulaş ilçesi el sanatlarındaki tüm özellikler, Sivas yöresi halı-kilim ve diğer el sanatları grubuna girmektedir. Ulaş ve yöresindeki el sanatları, Malatya, Sivas, Elazığ, Kars, Ağrı, Tunceli ve Erzincan bölgesi el sanatlarından büyük ölçüde etkilenmiştir. Özellikle Elbey yöresi özelliklerini taşımaktadır.

Anadolu halı ve kilim dokumacılığında kullanılan her desen ve motifin kendine göre bir anlamı vermiş olduğu bir mesajı vardır. Halı ve kilimlerde kullanılan renklerin belirli anlamları bulunmaktadır. Örneğin; daire sonsuzluğun simgesi kabul edilmektedir. Nilüfer çiçeği mutluluk simgesidir. Yeşil renk: Muradı ve sevgide karışıklığı simgeler. Beyaz renk: Her zaman saflık ve kutsallığın simgesidir. Siyah renk: Hata ve yanlışlıkların simgesidir. Kırmızı renk: Hareketliliğin ve din sevgisinin sembolüdür. Sarı renk: Kötülük ve üzüntünün simgesidir. Sararıp solmayı simgeler. Mavi renk: Güç ve doğruluğu, umudun simge olarak kabul edilmiştir. El sanatlarında kullanılan motiflerden bir kısmı nesnel varlıkları sembolize ederken bir kısmı da soyut kavramları sembolize etmek için kullanılmışlardır. Soyut sembole örnek ise, ölümsüzlüğü ifade eden Sivas’ ın önemli değeri “Hayat Ağacı” motifidir.

Yöremizde el sanatları toprağa bağlı gerisinde ikinci bir uğraş şeklindedir. Köyümüz insanın uğraştığı el sanatları halı dokumacılığı, kilim, yastık, heybe gibi ürünlerdir. Bu el sanatları işçiliği, özellikle iş mevsiminin dışında ve kış aylarında yapılır. Çünkü kış dönemi insan gücüne en az gereksinim duyulan mevsimdir.

Dokumacılık, Yöremizde yapılan tezgahlarda yapılmaktadır. Bu tezgahlara, ıstar ve culfalık adı verilmektedir. Istar ve culfalık ağaçtan basit bir şekilde yapılmıştır. Yün kilimler, ipten kağnı çuvalları, halı yastık, çalma yastık ve çalma heybe ıstarda dokunur. Kilimler ıstarda 60-70 cm eninde 3-4 m boyunda parçalar halinde ve desenli olarak dokunur.

Anadolu’nun yöresel farklılıkları çeşitli renklerle çeşitli ipliklerle örülmüş olan çoraplara da yansımıştır. Çorap örme işi genellikle köylerde ve şehirde ziraat veya tarımın bağ ve bahçe işlerinin yapılmadığı zamanlarda özellikle de kış aylarında örülmektedir.

Anadolu’da örülmekte olan çorapların içinde Sivas çorapları, Sivas içinde de ilçelerinde dokunan çorapların apayrı bir yeri ve özellikleri vardır. Ulaş ilçesinde de Sivas’ın diğer ilçelerinde olduğu gibi, çoraplar renkli ve desenli, kısa ve uzun olmak üzere iki türden yapılmaktadır. Eskiden yöremizde dokunan çoraplar, sadece ayağa giyilen bir eşya değil, aynı zamanda motif ve renkleri ve desenleriyle, giyenlerin cinsini (erkek mi yoksa kadın mı olduğunu), ören ailenin veya kişinin ailesini mensup olduğu oymağı, ören kişinin bekar ya da evli mi olduğunu belirtecek özelliklerde örülmekteydi. Günümüzde Ulaş ve havalisinde dokunan çoraplar, genelde düz ve tek renkli olarak erkekler için, değişik renkte olanlar da kadınlar için örülmektedirler. Örülen bu çorapların üzerine, halı ve kilimlerde olduğu gibi birçok desen ve motifler işlenmektedir. Bu desen ve motifler ise genelde Ulaş ilçesinin iklimsel özelliklerini, karakterize edecek şekilde betimlenerek çoraplara şekil ve nakış olarak işlenmiştir. Bitkiler, hayvanlar, çeşitli eşyalar ve semboller konulmaktadır. Yöremizde çeyiz için hediyelik çoraplara “töre” adı verilirdi.

Dantela ve oya yapımı en çok el emeği ve göz nuru isteyen el sanatlarından birisidir. Bu el sanatları türü de Türk kadının maharetini gösterdiği ve yaratıcılığını ve üstün becerisini tekniğiyle birleştirip aşk ve heyecanını, duygu ve düşüncelerini, özlem ve hasretlerini iplik iplik iğne iğne ve nakış nakış işlemiş olduğu endişe ve sevinçlerini yansıtan bir endüstri koludur.

Köylerde, özellikle yaşlı insanlar ve gelenekleri sürdürmeden yana olanlar, hala eski giyim kuşamda ısrar edilir. Özellikle kadınlar, üç peşli olarak adlandırılan, topuklara kadar inen üç yırtmeçlı elbise giyerler, belleriğne püsküllü şal kuşak bağlarlar. Üç peşlinin eteklerini toplayarak kuşağın arasına sokarlar. önlerine peştamal bağlarlar. Başlarına fes takarlar ve fesin üzerine gümüş paralarla süslü tac takarlar. Elbiseler genellikle divitinden yapılmıştır. Bununla birlikte özel günler için diktirilen üç peşli, ipekliden olur. Renkleri koyu kırmızı, mavi ve yeşil olur. Bununla birlikte günlük işleri yaparken giyilen şalvar, beli lastikli, topuklara kadar inip geniş bir giysidir.

İş yaparken elbiseler şalvarın içine konur. Şalvarlar satenden dikilmiştir. Yine canlı, göz alıcı, renklerle bezeli kumaşlardan dikilmiş, belden büzgülü fistanlar giyilir. Fistanlar uzundur. Topuklara kadar inilebilir. Fistanın üzerine kollu, kolsuz, ince ve kalın hırka, kazak, yelek giyilir. Yaşlı kadınlar başlarını koyu renk yazma, genç kızlar ve gelinler ise beyaz tülbentle örterler. Bu tülbentlerin kenarları oya, boncuk veya pullarla süslüdür veya kenarı püsküllüdür. Gelinler, mutlaka ağızlarını tülbentleriyle kapatırlar. Böylece evin gelini evdeki diğer genç kızlardan ayırd edilir. Kadınlar ayaklarına iseelde örülen patik giyerler. Ayakkabı olarak;kundura, naylon ayakkabı, ökçesiz lastik ayakkabı giyerler.

Erkekler ise ceket, pantolon giyer, başlarına şapka örterler. Bazı yaşlılar ev tezgahlarında dokunan kumaştan yapılan şalvar giyerler. En içte ise adına “köynek” denilen beyaz patiskadan yapılmış bir giysi vardır. Köynek altkı üstlüdür. Köynek üstüne gömlek ve onun üzerine yelek giyilir. yelekler çoğunluk önden cepli, koyu renklidir. Ön üste ise cebi bulunur. Gümüş köstekli saat bu cebe konur. Ayağa ise kara lastik veya çarık giyilir. Çarık sırımlarla ayağa bağlanır. Özellikle yaz günlerinde giyilen çarık ayağı sıkmasın diye akşam eve gelindiğinde suda ıslatılır.

Bayramlarda, düğünlerde, kente giderken kadınlar ve erkekler gerilik elbiseleini giyerler. Bu elbiseler böyle günlerde giyilir. Sonra çıkarılıp kaldırılır. Çorap olarak erkekler elde örülmüş, yünden yapılmış düz, beyaz nakışlı çorap giyilmişse pantolon paçaları çorabın içine sokulur.

İKLİMİ VE BİTKİ ÖRTÜSÜ

Doğu Anadolu ile İç Anadolu Bölgeleri arasında, İç Anadolu’nun doğu kesiminde yer alan Ulaş ilçesinin, iklimi karasaldır. Yazları sıcak ve serin, kış ayları soğuk ve karyağışlıdır. Denizden yüksekliği (rakım)1320 metredir. İlçenin en büyük dağı Tecer’ in en yüksek tepesi 3010 metredir. Yılın en sıcak ayları Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Bu aylarda sıcaklık ortalaması genellikle, +29-+30 derece arasındadır. En soğuk aylar ise, Aralık ve Ocak aylarıdır. Şiddetli kuru soğuk ve lodos rüzgarının etkili olduğu bu aylarda özellikle bazı günlerde ısı derecesi, -12-15 olmaktadır. Bu mevsimde, gece ısı derecesi sıfırın altında 30-35 dereceye kadar düşebilmektedir. Şiddetli geçen kış mevsiminden sonra Şubatın sonuna doğru çıkması muhtemel vakit yelini, diğer adıyla “kabayel” beklenir. Kabayel, güneydoğudan eser. Karları hızla eritir. Soğukların şiddeti azalır. İnsanı üşüten kabayel için halk arasında “kara değer köz gibi, insana değer buz gibi” denilir. Halk arasında Mart dokuzu, abrıl beşi, berdül aceze gibi yılın belli soğuklarını belirtmek için bir takım iklimsel tarihler meydana getirmişlerdir.

Ulaş ilçesi, coğrafi konumu itibariyle Yukarı Kızılırmak havzasında yer alır. Yukarı Kızılırmak bölümünün arazisinde bol miktarda alçı taşı (Jips) bulunur. Alçı taşı kolay çözünür. Toprak içinde Jips miktarının fazla olması, toprağın verimliliğini azaltmaktadır. Geniş otlakların bulunması nedeniyle hayvancılık gelişmiştir. Fakat tarım yapılacak arazi oldukça azdır. Bölgenin engebeli olması Kızılırmak ve kollarını oluşturan akarsuların derin bir şekilde parçalaması, dağların geniş yer kaplaması nedeniyle tarım alanları azdır. Bu nedenle ormanların yıllar içerisinde yok edilmesiyle birlikte erozyon oldukça fazla boyutlara Ulaşmış durumdadır. Otlakların bol olması nedeniyle hayvancılık gelişmiştir. Tarım ürünleri olarak tahıl, şeker pancarı, sebze ve meyve çeşitleri yetiştirilmektedir.

İlçemiz, İç Anadolu bölgesi bitki topluluğunun karakteristik özelliklerini taşımaktadır. İlçenin yüksek yerlerinde meşe ağacı topluluklarına rastlanmaktadır. İlçenin genel Coğrafi alanında ise step formasyonu hakim durumdadır. Köylerde, sınırlı sayıda kavak ve söğüt ağaçları bulunmaktadır. İlçemizde, son yıllarda ağaçlandırma çalışmalarına hız verilmiştir. Zaten yarıdan fazlası soğuk bozkırlardan oluşan Ulaş havzasının pek az bir kısmı da orta ve sıcak bozkırlardır. Bunların ise büyük bir bölümü otlaklar ve çayırlıklardır. Bilhassa çayırlar ve mer’alar yayla kısımlarında her ne kadar Doğu Anadolu’daki yüksek boylu otlar seviyesinde olmasa da ona yakın bir seviyededir. Bu durum ilçeye bağlı yayla köylerinin özellikle hayvancılıkla uğraşmalarına büyük imkanlar sağlamaktadır.

İlçemizde yetişen meyve ve sebze türlerinin haricinde ve kırsal bölgelerde kendiliğinden yetişen kırsal bitki türleri de bulunmaktadır. Bu bitkiler Ulaş ilçesinin hemen hemen her yöresinde bitmiş olduğu gibi özellikle de Tecer ve havalisinde ilçemizde kırsal kesimde yetişen kırsal bitkiler oldukça çok miktardadır. Bunlar: Böğürtlen, Kenger, Kuzukulağı, Kuşburnu (Civil), Karamuk, Yarpuz-Narpuz, Göbelek (Mantar), Ebelik, Yemlik, Madımak.

ULAŞ’TA YÖRESEL LEZZETLER

Türk Mutfağı, Türk Ulusunun folklörünün bir parçası olduğu kadar Ulaş mutfağı da geleneksel yapısı ve kendine has özellikleri ile Türk mutfağının karakteristik özelliklerini taşımaktadır. Ulaş ilçesi yemek kültürünü, ilçenin ekonomik yapısı ve tarımsal ürünleri şekillendirir. Ulaş ilçesi halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Mutfak kültürü de bu özelliğe göre şekillenmiş durumdadır. Kış aylarının oldukça uzun geçmesi sebebiyledir ki, halkımız genelde yaz sebzelerini kurutarak ve konserve yaparak kışın yemektedirler. Yöremize ait özelliklerde yapılan erişte, mantı, makarlama, turşu, peynir, çökelek, pestikan, tarhana, yoğurt, pekmez, reçel, gibi birçok yiyecekler genelde yaz aylarında hazırlanır ve kış aylarında da tüketilmektedir.

Kavurga Ulaş ilçesi ve köylerinde Sivas’ın her yerinde olduğu gibi geleneksel bir çerez ve Orta asya kökenli bir yemektir.

Pek çok yemeğin yapılmasında kullanılan ve temel maddelerden biri olan bulgurun hazırlanması oldukça zahmetlidir. Evin ihtiyacına göre buğday alınır, bulgur kazanlarında kaynatılıp hedik yapılır. Sonra süzülüp güneşte kurutulur. Yağmur yağması veya soğuk hava nedeniyle bulgur kurumazsa ekşiyebilir. Bunun için bulgur kaynatma işlemi güneşli havalarda yapılmaktadır.

Yöremizde bulgur ile çok çeşitli yemekler yapılmaktadır. Bunlardan bazıları, çekilmiş ince et bulgurla yoğrularak yapılan “sulu köfte” veya bulgurlu köfte, içli köfte, pancar sarması gibi yemeklerdir.

Yarma: Buğdayın yıkandıktan sonra özel olarak döğülmesiyle elde edilir. Seten veya soku taşlarından aynı bulgurda olduğu gibi döğülür, kurutulur, savrulur. Daha sonra da başta tarhana, pestükan, gendüme aşı gibi daha bir çok yemeğin yapımında kullanılır.

Yöremizde ekmekler, tandırda pişirildiği gibi sac üzerinde de yufka ekmeği pişirilmektedir. Sacda pişirilen bir başka ekmeğe Fetil adı verilir. Ekmeklerin en basiti olarak bilinen fetil, yufkadan kalın ve küçükce yapılan ve sacda pişirilen ekmektir. Bir başka ekmek türü yağlamadır. Diğer ekmek türleri ise, Lavaş ekmek, Top ekmek ve Gilik ekmektir.

Yağlama: Fetil pişer pişmez sacdan alınıp üzeri tereyağ ile yağlanır, her iki tarafları da yağlanan fetiller üstüste konulur. İşler biter bitmez sıcağı ile yenilmektedir.

Kahvaltı yaygın olarak çay ile yapılır. Kahvaltıda genellikle peynir, tereyağı, yumurta, çökelek, zeytin, reçel gibi yiyeceklerle yapılır. Eskiden Ulaş ve köylerinde kesinlikle kahvaltıda çorba içilirdi.

Bayram yemekleri de düğün yamaklarından pek farklı olmaz. Özellikle kurban bayramında yemeklerin yedi çeşit olmasına özen gösterilir. Tatlı olarak hurma, baklava, aşure, helva verilir. Yemek olarak, yaprak sarması, etli patatates çorbası, pilav, dolma ve kavurma ikram edilir. Muharrem ayında özellikle “Aşure” pişirilerek dağıtılması adettendir. Mutlaka yapılarak komşulara dağıtılımaktadır. Aşure çorbasında çeşitin 12 den az olmamasına dikkat edilir. Aşure çorbası Kerbela olayı ve Nuh peygamberin Gemiden karaya kavuşması hadisesiyle ilgilidir. Böyle inanılmaktadır.

Kelecoş: Peskütandan yapılan bir yiyecektir. Tencereye üç dört soğan halka halka doğranır kıyma ve sade yağ konur ateşte soğanlar pembeleşince suda özelenmiş peskütan katılır. Bazı evler salça da korlar, birlikte pişer. Çorba kıvamındaki bu yiyecek pişince şöyle servis yapılır Tabaklara kuru ekmekler (fırında gevretilmiş) küçük parçalar halinde doğranıp pişen kelecoş ekmekleri ıslatacak kadar dökülür. Üzerine döğülmüş ceviz ve sarmısak ekilir. Kelecoş, ekmek aşının peskütanlı halidir.

Yaprak Sarması: Eskiden satırla düğülerek şimdi kasaplardaki kıyma makinasından yağlı etlerin çekilmesiyle, ince bulgur soğan, maydanoz, tuz, biber, salça veya domates konularak hazırlanan iç’in asma yapraklarına sarılmasıyla hazırlanır. Genel olarak sarmalarda bulgur kullanılır. Sarma içi ha zırlanırken ince bulgur az konur.

Lahana Sarması: Asma yaprakları yerine haşlanmış sonra soğuk suya çekilmiş lahana yapraklarındarı hazırlanan sarmadır. Kış yemeğidir. Lahana yaprakları uzunIuğuna 3 cm. kadar eninde parçalara ayrılıp muska olarak sarılır.

Dolmalar: Pek yaygın olmamakla beraber soğan ve pırasa dolmaları, yazın biber ve patlıcan dolmaları yukarıda anlatıldığı şekilde hazırlanan etli içle doldurularak hazırlanır. Yaz aylarında ise kabak dolması yapılır.

Kıyma Mıhlaması: Halka halka doğranmış bol kuru soğan, hafif kızarıncaya kadar yağdan kavrulur Kıyma konularak birlikte karıştırılır. Biraz salça ve tuz katılarak pişirmeye devam edilir. Ortası, kAşıkla açıldıktan sonra içine yumurta kırılır. Pişmesi için ağzı kapatılıp ateşte bir süre bekletilir. Sonra da servis yapılır.

Ispanak Mıhlaması: Ayıklanmış ıspanaklar doğranır. Sonra bol suyla yıkanır. Arkasından suda haşlanarak süzülür ve sıkılır. Bir tencereye kıyma, tuz ve pastırma konup yapııa sokarıca ıspanaklar katılır Daha sonra da pişirilerek servis yapılır.

Pancar mıhlaması: Pancarın yaprakları ve nazik sapları aynen ıspanak gibi ayıklanır ve doğranıp, yıkanır, haşlanır. Sonra da yağ, kıyma ve tuz konulup suyu kalmayıncaya kadar kavrulur. En sonra üzerine yumurta kırılır.

Turşu Mıhlaması: Bu yemek pancarın saplarından yapılan pezik turşusundan yapılır. Sonbaharda pancarın dalları ince ince ayrılıp haşlanıp ve küplere konularak kışın yenilir. Pezik turşusu yemeklerin ve pilavların yanında yenildiği gibi mıhlaması da yapılır. Yıkanan turşu, ince ince doğranır; yağı, kıyması, doğranmış soğanı ve tuzu konulup, yani sokarıcı yapılıp kavrulur. Mıhlama sahanına alınır, sabanın büyüklüğüne göre üç veya dört yumurta kırılır.

Erişte Pilavı: Kış hazırlıkları esnasında yapılan bu yiyecek Yumurta Eriştesi ve Kavurma Eriştesi olmak üzere iki çeşittir. Yumurta Eriştesi Yazın yumurtaların bol zamanında yapılır. Önce yumurtalar kırılıp bir kaba konur. Iki ölçü yumurtaya bir ölçü su katılır. Tuz da ilave edildikten sonra, incelekten elenmiş un ile katıca yuğrulur. Hamur tahtaları üzerine, yumruk büyüklü ğünde yumak!ar alınır, bunlar bir taraftan 2 mm. kalınlığı ndaki oklava ile açılır. Hazırlanmış ve altı yakılmış bir sac üzerinde hafifçe pişirilir. Sonr ez üzerine serilir. Fazla kurumamasına dikkat edilir. Sonra da bunlar ince ince kıyılır, yani doğranır. Bu iş yalnız yapılmaz, imece ile olur. Kıyılan erişteler bezlere serilip iyice kurutulur. Sonra da sepetlere veya kutulara doldurulup kaldırılır. Pilavı Kaynamış suya önce princin, arkasından da eriştenin atıl masıyla pişirilir. Ocaktan indirilip kevgir den süzülür. Yağı ekildikten sonra sofraya getirilir.

Hoşaf: Pilavın yenilmesini kolaylaştıran bu içecekler, ramazanlarda iftar ve sahurların da vazgeçilmez çeşnileridir. kurutulmuş meyvalardan haz ırlanır. Taze meyvalardan kompostolar da yapı abiur. Aslında meyveler taze iken olduğu gibi yenilir.

Hıngel: Hamur katı olarak yoğurularak küçük yumaklar alınır. Bu yumaklar, tahta üzerinden oklavayla açılıp yufka haline getirilir. Yufkalar, oklava ile 2 mm’lik kalınlıkta ve 3×3 ebadında da kesilen hamur parçaları (kare kare kesilir) bu kesilen hamur parçaları da tuzlu ve sıcak suyun içinde kaynatılarak pişirilir. Sonra bu pişmiş hamurlar tencereden çıkarıldıktan sonra bunların üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür ve karıştırılır. Bunun üstüne de tereyağı dökülür. Daha sonra da servis yapılır.

Haşıl: Ulaş ve yöresinde pişirilen ve eskiden beri en çok Kars bölgesinden gelenler tarafından yapıldığı için adına Karslı Haşılı denir. Haşıl yapmak için yarmanın incesi, tuz ve su konulup iyice” Helimeliyeşinceye kadar pişirilir. Bu esnada devamlı karıştırılır. Duru ise yarma unu ile yapılan herle katılıp karıştırılır. Pişince bir tepsiye boşaltılır. Ortası oyulup açılır. Buraya erimiş sadeyağ; istenirse ballı veya şekerli süt de konulup yenilebilir. Haşılın ortasından kenarları na doğru kaşıkla çizgiler çekilerek buraya yağın akması sağlanır. Suyla bulgur kaynatılır. Bulgur suyu tam çekmez ve pilavdan biraz daha sulu bir biçimde kalır. Buna bir miktar un katılarak karıştırılır. Koyu bir hal alana kadar da karıştırılan bu hamur bir tepsiye veya tabağı içine çekilir ve ortası oyulur. Sonra bunun içine sarımsaklı yoğurt dökülür ve bunun üzerine de tereyağ dökülürek servis yapılır.

Un Haşılı: Soğuk su un ile herle çalınır, ateş üzerinde karıştırılarak pişirilir. Tepsiye dökülüp, ortası açılır. Buraya eritilmiş sade yağ ve pekmez dökülür, sonra da kÂşıkla yenir.

Tutmaç: Eski bir Türk yemeği olan tutmaç, Ulaş ve köylerinde en çok yapılan yemeklerden birisidir. Yakın yıllara kadar bağlı olan Tutmaç Köyü, Sivas merkez ilçeye bağlıdır.

Lahana Sarması: 15 adet lahana yaprağı, yarım kilo bulgur veya pirinç, 250 gr. kıyma, üç baş soğan, bir kÂşık salça, 250 gr. tereyağı, bir tatlı kaşığı acı biber ve bir tatlı kaşığı tuzdan oluşan malzemelerini birbiriyle karıştırılarak ovulur. Daha sonra da sıcak suda haşlanmış lahana yapraklarına sarılır ve tencere içinde pişirelerek yenilir.

Kuskus: Halk arasında “kuşkuş” olarak söylenir. Geniş ve derin bir leğene un serpilip, üzerine yumurta kırılarak gezdirilir. bunun üzerine iri bulgur serpilerek el ayasıyla ovuşturularak yumurtası un hamurlaşarak bulgurlara yapışır. Birkaç kez devam edilen bu işlemden sonra bulgurlar 3-4mm çapında hamulu tanecikler olurlar. Hazılanan kuskus kaynar suda pişirilir üzerine yağ dökülerek yenir.

Ekmek Aşı: Tandır ekmeğiyle yapılır. Bir tencerede yağ eritilir içine soğan doğranır. Soğanlar pembeleştirilir içine 2-3 yumurta kırılır. Kırmızı biber atılır, kıyma konulup biraz daha kavrulur. İçine su konulup tuz atılır kaynamaya bırakılır. Diğer taraftan tandır ekmeği küçük lokmalar halinde doğranıp kaynayan suya konur. Ekmekler tenceredeki suyu çektiğinde pişmişhale gelmişolur. Ocaktan indirilerek soğumaya bırakılır. Sonra da servis yapılır. İlk bahar özellikle yemek ve beslenme açısından en zor dönemdir. Çünkü kış için hazırlanan turşu, patates, erişte, hıngel, kuskus tükenmiştir. Böyle zamanlarda madımak, yemlik gibi yörede yetişen bitkiler temizlenir, yufka ekmekle dürüm yapılarak yenilir.

Madımak Yemeği: Madımak, ilkbaharda köylerde bütün evlerde pişer. İlçede yine birçok evde madımak çorbası yapılır. Madımak, Türkülere oyunlara konu olmuş bir ottur. Hatta Sivas’ta pazarlarda satılmaktadır. Madımak çorbası şöyle yapılır : Bir tencerede yağ kızdırılır, soğan konup kavrulur biraz bulgur konur. Diger taraftan yıkanmış ve doğranmış madımak tenceredeki malzemeye katılır ve bir miktar karıştırdıktan sonra pişmeye bırakılır. Piştikten sonra ocaktan indirilip yenir. Yine ebe gümeci, ısırgan, tellice gibi otlar toplanarak yıkanıp doğranır, haşlandıktan sora yağda kavrulur. Aynı şekilde telliceden yöresel adı “pofik” olan börek yapılır. Ebeleğin yapraklarından ise sarma yapılır.

Herle: Bir tencere içinde tereyağı kızdırılır. İçine bir kaçkÂşık ince un atılır. Un pembeleşinceye kadar kavrulur. Sonra üzerine yetecekkadar sıcak su ilave edilir ve iyice karıştırlır. Çorba kıvamına gelinceye değin ocakta karıştırılır. İyice piştikten sonra üzerine tereyağlı sosu dökülerek servis yapılır.

İçli Köfte: Islatılmış bulgur, unla karıştırılarak hamur yapılır. Bu hamura da 3-4 santimetre çapında yumaklar yapılır. Umaklar, parmak maharetiyle içi oyularak içi açılır. İç olarakkavurma, kıyma, ya da patates gibi iç olarak hazırlanmış malzeme konularak tekrar el ile bu çukur kapatılarak oval hale getirilir. Daha sonra da kaynamış suya konularak 10-15 dakikak kadar kaynatıldıktan sonra ateşten indirilerek soğumaya bırakılır. Sonra da üzerine tereyağlı soso dökülerek yemekiçin servis yapılır.

Tellice: İlkbahar bitkisi olup üç yapraklı olup madımak gibi toplanarak kıyılır. Yıkanır ve kavrulur. Bu kavrulan pancarlar hamur içine konur. Sacda pişirilerek yağlanarak servise hazırlanır. Buna börek denir. Suda haşlanarak çorbada yapılabilir.

Kete: Yapılışı: Hamurlar yufka şeklinde açılır. Daha önceden hazırlanan iç(unun yağda kavrulması) yufkalar tepsiye dizilirken aralarına konur. Bir yufka, bir un şeklinde dizilir. Tepsi fırına atılarak kızartılır.

Patates Kömbesi: Yufkalar ince kalın açılır. Açılan bu yufkalar tepsiye dizilir. Dizme işlemi bir yufka, bir yağlı patates içi konur. Böylece tepsi tamamlanır. Tamamlanan tepsi fırında kızartılır. Çok nefis olduğu söylenmektedir.

Gusgus: Hammaddesi un, bulgur, yumurta, tuz ve su’dur. Yapılışı: Yumurtalar önce su ile çırpılır. Daha sonra büyük bir leğene bulgurlar konulur. Bulgurun üzerine un ve yumurta suyu katılarak elle karıştırılır. Bulgurlar, un ve yumurtanın suyu ile karıştırlır. Bulgur karıştırıldıkça hacmi de büyür. Belirli bir büyüklüğe gelince o şekilde kurumaya bırakılır. Hem yapılır yapılmaz hem de kış aylarında kullanılmak üzere saklanır.

Ayran Çorbası: Yarmadan veya pirinçten yapılır. Önce pirinç az bir miktar suda haşlanır. Haşlanan pirincin üzerine ayran konularak karıştırılır. Pişirildikten sonra yağı, biber, nane gibi sos malzemeleri eklendikten sonra servis yapılır.

Bulama Aşı: Bir tencerede ayran kaynatılır. Kaynatılırken çökelek halini almaması için ayranın içine yağ, yumurta, un ve tuz atılarak karıştırılır. Bu ayranın içine yarma denilen döğülmüş ve kabukları çıkarılmış buğday (Gendime/yarma) konularak pişirilir. Pişen yemeğin üzerine eritilen halis tereyağı ve nane kekik vesair baharatları dökülerek servis yapılır.

Katıklı Aş: Bir tenceredeki suyun içine yarma, fasulye, tuz ve nane atılarak kaynatılır. Başka bir kapta yoğurt ve döğülmüş ssarımsakkÂşıkta iyice karıştırılır. Bum karışım iyice kaynatılarak özleştirilen diğer tenceredekilerin üzerine dökülerek karıştırılıp pişirilir. Daha sonra da servis yapılır.

Cilbir: Bir kapta su kaynatılır. Başka bir kapta un ve yumurta karıştırılıp hamur yapılır. Bu hamur kaynayan suyun içine dökülür ve pişirilir. İyice ısıtılan ve kurutulan yufka ekmeği ufalanarak yemeğin üzerine konulur, döğülmüş sarımsak katılır ve üzerinde yağ gezdirilir.

Cacık: Mart ve Nisan aylarında yapılır. Tarlalardan toplanan madımak, yemlik, kızılca, tellice, sirken, ağca pancar gibi otlarla yapılır. Bu otlar toplandıktan sonra yıkanır. Otlar keserle iyice doğranır. Kaynayan suyun içine bir avuç bulgurla otlar konularak pişirilir, üzerine yoğurt, ayran ve yağ dökülür.

Arap Aşı: Özellikle kış mevsiminde yapılan bir yemektir. Av hayvanlarından keklik etiyle yapılanı makbuldür. Keklik olmazsa tavuk etiyle yapılabilir. Çorba ve hamurdan oluşmaktadır. Büyük bir kapta su kaynatılarak bu suya iyi elenmiş un yavaş yavaş aktarılarak karıştırılır ve cıvık bir hamur oluşturarak iyice pişirilir. Pişirilen hamur meydan sinilerine dökülerek düzenlenir donması için dışarıya bırakılır. Diğer taraftan keklik veya tavuk iyice temizlenerek pişirilir. Ve et iyice parçalanır. Bir tavada kavrulan un tavuk veya kekliğin kaynatıldığı suya konularak karıştırılır, içine parçalanan et, kırmızı biber ve tuz konulur, çorbası böylece hazırlanır. Donmak için dışarıda bırakılan hamur sinileri içeri alınarak küçük küçük dilimlenir. Sininin ortası açılarak buraya çorba doldurulmuş tas konulur. Kaşıkla hamurdan bir dilim alınır çorbaya daldırıldıktan sonra hiç çiğnemeden yutulur. Arabaşı yemeğe ya da yöresel deyimle “Ara“aşı yutmaya bazı evler çağırılır. Arab aşı yutarken çiğneyene arap aşı yapma cezası verilir. Arabaşı daha çok yılbaşında, misafir davet edilince veya dışarıdan eve hatırlı bir misafir geldiğinde yapılır ve oldukça ilginç bir yemektir. Çiğnenmeden yutulduğu halde ne kadar yenilirse yenilsin midede hiçbir rahatsızlık yapmaz.

Aşure Çorbası: Muharrem ayının son gününde pişirilen bir çorbadır. Başka hiçbir zaman yapılmaz. Bu çorbayı her ev ayrı yapabileceği gibi birkaç ev ortaklaşa da yapabilir. Bu çorbanın bir başka özelliği de çorbada kullanılan malzeme sayısının mutlaka 12 olmasıdır. 12 gün tutulan oruçta her gün için çorbaya ayrı yiyecek malzemesi konulur ve bu sayı on ikiye tamamlanır. Çorba büyük kazanlarda pişirilir. Kullanılan 12 çeşit malzeme şunlardır: Su, yarma, tuz, elma, karabiber, nohut, fasulye ceviz içi, üzüm, şeker, iğde ve karanfil. Çorba, ortaklaşa yapılacaksa bu malzemeleri çorbayı yapanlar ortaklaşa alırlar. Çorba pişirildikten sonra helkelere doldurulur ve köyün yetişkin kızları en temiz elbiselerini giyerek köy evlerini tek tek gezerek dağıtırlar. Çorbayı alanlar “Allah kabul etsin”derler. Bazen de çorba dağıtılmayarak köyün erkekleri bir yerde toplanırlar. Kurulan masalara getirilen çorbalar arada bulunanlar tarafından yenilir.

Analı Kuzulu Köfte’nin Tarifi: (Yenikarahisar Köyü): Gerekli malzemeleri: Karışık köfte baharatı(Yedi baharat), karabiber, kırmızı toz biber, kuru soğan, nane, et, pilavlık bulgur.

Yemeğin Yapılışı: Eti satırla bir güzel dövüyoruz. Kıyma da olur ise de özellikle dövülmüş et tercih ediliyor. Sonra bu eti leğene koyup yeteri kadar köfte baharatını maharetle çok küçük parçalar halinde doğranmış adeta kıyılmış kuru soğanı, naneyi, karabiber ve kırmızı toz biberi, bir miktarda tuzu ilave edip bir miktar yoğuruyoruz. Elde ettiğimiz bu karışımın içerisine görüntü itibariyle etten az olacak şekilde pilavlık bulguru da ekleyerek tuz oranını da iyice ayarlayıp en az 45 dakika olmak üzere güzelce bir saate yakın yoğuruyoruz. Diğer taraftan haşlanmış kemikli etten; et ve kemik ayıklanır, buradan elde edilen pişmiş etler dövülür, yukarıda saydığımız baharatlar ve tuz ilave ederek karıştırılır bununla iç hazırlanmış olur. Daha önce hazırlanan köfteliklerin bir kısmı iri ceviz büyüklüğünde parçalara ayrılarak hazırladığımız içi de kullanarak içli köfte yapılır. Böylece köftemizin “Ana” sı hazır olmuş oldu. Diğer kalan yarısını da misket büyüklüğünde yuvarlayarak Kız ya da Kuzu denilen kısmını hazırlarız. Analı Kuzulu köfteler: iç hazırlamak için haşladığımız etin suyunun bir kevgirden geçirilerek süzülen ve bu şekilde elde edilen et suyu kaynatılır. Kaynayan bu su içerisine köfteler ilave edilerek pişirilir. Böylece yemeğimiz servise hazır hale gelir. İsteğe ve damak zevkine göre salça ve sokarış adı verilen sos da ilave edilebilir.

Kuyruklu köfte: (Küpeli köyünün en meşhur yemeği) “Kuyruklu Köftedir. ”Kuyruk yağı robottan çekilir ya da ezilir. İçine baharat ve soğan katılır. Bu karışım köftenin içine konur. Köftenin yoğuruluşu: yağsız kıyma, ince bulgur, baharat, soğan ve yumurta kırılır ve tuzu içine konur.bu karışım iyice yoğurulur. Daha sonra ufak ufak yuvarlaklar haline getirilen köftelik işaret parmağıyla içi delinir. İçine kuyruk konularak köftenin içi kapatılır. Köfte için yoğurulan harcın içine konulan etin bulguru geçmemesi gerekir. Daha sonra pişirilir. Sulu şekilde yenir. Yanında pirinç pilavı, et yemeği (haşlama tarzında), ayran çorbası, un helvası ya da baklava hazırlanır.

Üzümlü Yemeği: eski yıllarda oldukça sıklıkla yapılan bie yemek türüdür.çekirdekli bamya üzüm ile etten yapılmaktadır. Tencerenin içine bir kat et, bir kat üzüm dizilir. Üzerine az bir miktar su ekledikten sonra pişirilerek sulu bir şekilde yenir.

Urumeli yemeği: Yoğurt ve domatesten hamur yapılarak bu hamur 15 gün bekletilerek kurutulur. Daha sonra da ufalanarak çorba şeklinde pişirilir. Üzerine de soharıcı eklendikten sonra servis yapılır.

Ekmek Aşı: Normal sulu patates (Yahni) yemeğine kurutulmuş ekmek atılarak yenmektedir. Bu yemeğin içine domates, maydanoz ve diğer baharatlardan konularak yenilmektedir.

Bütün bu yemeklerin haricinde Hasıda, Mıhla, Madımak çorbası, Hıngel, tutmaç, maviş, kaymaklı börek, yumurtalı çörek, evelik sarması, sütlü çorba, Küpeli çöreği, kete, katmer gibi yemekler de yapılmaktadır. Küpeli köyünde tandır ekmeği, lavaj, yufka ekmek gibi değişik ekmek çeşitleri yapılmaktadır. Bununla birlikte, Subra, Bişi, Maviş, Kömbe gibi daha bir çok yemek çeşitleri bulunmaktadır.

ULAŞ’TA  YERLEŞİM

İlçemizde şu an mevcut evler genellikle bir, iki, bazıları da üç katlı, üzeri çamurla sıvalı, ahşap, karkas binalardır. Yapı taşı, kerpiç veya çeşitli malzemelerin kullanılmasıyla dolgu biçiminde yapılmıştır. Evler yapılırken aile mahremiyetine son derece özen gösterilmiştir. Evlerin dış kısımların da hemen hemen bir iki katlar ile avlular üç metre yüksekliğinde yapı veya moloz taşlarıyla ahşap hatıllı duvarlarla örülmüştür.

Eski Ulaş evlerine en güzel örneklerinden birisi Acıyurt Köyü’ nün Konak Mezrası’ nda bulunan Mehrali Bey’e ait olan konaktır. Mehrali Bey Konağı iki bölümden oluşan ve her iki bölümde yirmiden fazla oda bulunmaktadır. Bu odalardan özellikle de birinci kısmdaki iki odanın tavanlarındaki ahşap süslemeleri çok özeldir. Burada bulunan ahşap oymaları ve süslemeleri, klasik Osmanlı evlerindeki özelliklerini yansıtmaktadır. Sayın Valimiz Dr. Hasan CANPOLAT’ ın büyük emekleriyle restorasyonu yapılan konak ziyaretçilere açık bir şekilde hizmet vermektedir.
Bugün Ulaş ilçesinde eski mimarimizi anlatan Mehrali Bey’in konağı ile diğer köylerden birkaç tane buna benzer tavanı olan ve “mum sekili oda” olarak tanımlanan bazı binalar kalmıştır. Bu odalar, köylere yapılan çeşitli törenlerde köy halkının toplanması için yapılmıştır. Bu odaların yarısı oda tabanından yaklaşık yarım metre yüksekliğinde tahtalarla seki şeklinde yükseltilmiştir. Törenlerde kadınlar, seki tarafından otururlar. Bu odalarda ayrıca papuçluk, yüklük, odunluk, suluk (el yıkama yeri) bulunur. “Mum sekili odalar”, köylerde hali vakti yerinde olanlar tarafından yaptırılmıştır. Gümüşpınar köyündeki Tekke binası ve bu binada bulunan ahşap süslemeli tavanlı ve mum sekili odayı, Geven mezrasında bulunan Derbendoğullarına ait evdeki mum sekili oda ile Korubaşı köyündeki Gül Ağa’ya ait olan mum sekili odayı örnek olarak göstermek mümkündür.

Genelde günümüz evlerinde, kırsal kesimlerde kerpiç ve yapı taşı kullanılırken, özellikle de betonarme ilçe merkezinde yoğunlaşmaktadır. Evlerin tavan kısmı köylerde dam (toprak) ilçe merkezinde ise kırma çatı, saç, kiremit veya beton kullanılmaktadır. Eskiden kullanılmakta olan ve “dolma ev” adı verilen iki katlı: Birinci katı taştan, ikinci katı ise ağaçların arası taşla doldurularak sıvanması şeklinde yapılan evler artık yapılmamaktadır. Son yıllarda ise gerek köylerde ve gerekse ilçe merkezinde yapılan binalarda büyük oranda demir ve çimento kullanılmaktadır

İlçe merkezinde bodrum hariç üç kata kadar belediye yapı izni verebilmektedir. Yapılan evler, genellikle 1-1. 5 metre su basmanı çıkıldıktan sonra tek katlı olarak yapılmaktadır. Taban suyu nedeniyle Ulaş ilçesi evlerinin büyük çoğunluğunda bodrum katı yoktur.

Köylerde ise, evlerin tamamı taş ve kerpiçten yapılmıştır. Evler, çoğunlukla tekkatlıdır. Her evin yanında ahır, ağıl samanlık ve tandırlık gibi tarım ve hayvancılıkla uğraşımın gerektirdiği, ihtiyaçlara cevap verebilecek yapı tasarımları uygulanmıştır. Köy evlirinde iki katlı olanların birinci katı ahır, ağıl gibi olarak kullanılmaktadır. İkinci kat ise, genelde oturulmak için kullanılmaktadır.

CEVAP VER