Doğanşar İlçemiz

0
1601
views

doğanşar

 

 

DOĞANŞAR KÖYLERİ

ALANKÖY-ALAZLI-ARSLANTAŞ-AVCIÇAYI-BAŞEKİN-BEŞAĞAÇ-BOYALI-ÇALICI-ÇATPINAR-DARIKOL-EKİNCİLER-ESKİKÖY-GÖÇÜKÖY-İÇDERE-TAVZA-KARKIN-KIPÇAK-KOZAĞAÇ-KOZLU-OKÇULU-ORTAKÖY-SARISUVAT-SÖBÜLER-ÜTÜK-YAVŞANCIK-YEŞİLÇUKUR

DOĞANŞAR TARİHÇESİ
Anadolu’nun eski yerleşim merkezlerinden biri olan Doğanşar‘ın tarihi adı epsile’dir.
Bu ismi Bizans döneminde almıştır. Bizans döneminden sonra sırasıyla Danişmentliler, Anadolu Selçuklu Devleti Ertana Beyliği ve ‘Kadı Burhanetti’in yönetimine girmiştir. Doğanşar ’1399 da Osmanlılar tarafından fethedilmiş, Timur istilasıyla tekrar elden çıkmış, 1424 yılında tekrar Osmanlıların eline geçmistir. Doğanşar´ın baslangıçta 19. yuzyılın son çeyregine kadar Tokat’a bağlı olduğunu görürüz.
1870 yılında doğrudan Sivas’a bağlandığını ve Tozanlı nahiyesi olarak adlandırıldığını gömekteyiz. 1872’de Hafik ilçe olunca, Hafik’e bağlanan Doğanşar, 1906’da Reşadiye’ye, sonra tekrar Hafik’e bağlanmıştır. 1970’lere kadar teşkilatlı nahiye olan Doğanşar 09.05.1990 tarihinde ilçe olmuştur.
Doğanşar’ın Bizans döneminde bir çok savaşlara şahit olduğunu görülür. İlçenin bazı bölgelerinde kale kalıntıları bulunmakta, bu kalıntılarda yapılan kazılarda gümüş paralar çeşitli kabilelere ait savaş aletleri bulunmuştur. Doğanşar’ın çevresinde Kozlu Kalesi, Okçulu Kalesi, Çirmiş (Alazlı) Kalesi gibi kalelerin ozamanki merkez kale olan Doğanşar Kalesini koruma amaçlı olarak kurulan öncü kaleler olduğunu görmekteyiz. Doğanşar’ın doğusunda kalan Karakaya tepesinde ise Romalılara ait paralar ve çeşitli ok uçları bulunmuştur. Ayrıca Karakaya’daki taşlarda bazı figürler bulunmakta, tam tepedeki taşta ise yönleri doğuya bakan iki tane taşa oyulmuş ve koltuk biçimi verilmiş oyuklar bulunmaktadır.

KONUMU VE YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ
Doğanşar, İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğusunda; Karadeniz ile İç Anadolu Bölgesi arasında yer alır. Doğanşar, 40-41° kuzey paralelleri ile 37-38° doğu meridyenleri arasında kalmaktadır.Doğanşar, doğusunda Koyulhisar, batısında Hafik, Kuzeyinde Almus ve Reşadiye, güneyinde ise yine Hafik ve Zara ilçeleriyle komşudur.
Doğanşar genelde dağlık bir araziye sahip olup; topraklarının yarısından fazlasını 1500-2000 m arasında olan saha teşkil etmektedir. Asmalı Dağ ile Tekeli Dağı ve Doğanşar ile Kösedağ’ın uzantısı olan Kabaçam dağ silsilesi arasında derin vadiler mevcuttur. Yine Yeşilırmak’ı besleyen küçük dereler bazı vadileri teşkil etmektedir.
DAĞLARI VE YAYLALARI
Dağları: Doğanşar’ın batısında yer alan Tekeli Dağ (2624 m), Asmalı Dağ (2406 m) ve Dumanlı Dağ’a (2170 m) karşılık doğusunda Tozanlı Irmağı (Yeşilırmak) ile Kelkit Nehri arasında uzanan Kabaçam dağ silsilesi bulunmaktadır. Diğer dağ ve tepelikler ise şunlardır: Karabacak (2385 m), Timininçal (2252 m), Karlıkçalı (2201 m), Toroluk Tepesi (1992) m), Çaltepe (1983 m), Cıbıl (1940 m), Bakırlıbeli (1567 m), Cücü Tepesi (1447 m), Tavşantepesi (1455 m) ve Taşlıktepe (1460 m).
Yaylaları: Doğanşar, Sivas’ın en fazla yaylaya sahip ilçesidir. Bu konuda geniş bilgi için Doğanşar İlçesi ve Köyleri Belgeseli kitap çalışmasına bakınız.
AKARSULARI VE GÖLLERİ
Akarsuları: Yörenin en önemli akarsuyu Yeşilırmak’ın ana kolu olan Tozanlı Irmağı’dır. Tozanlı Irmağı Köse Dağı’nın batı tarafından doğar. Şerefiye’yi geçtikten sonra derin bir vadide akarak Doğanşar önlerinden geçip Kelkit’le birleşerek asıl Yeşilırmak’ı oluştururlar. Tozanlı Irmağı’na Hafik taraflarında Abaş Irmağı adı verilmektedir. Doğanşar topraklarından geçerken Dipsizgöl, Göl ve Tekeliiçi çaylarıyla Tozanlı Çayı’nın da sularını alır.
Gölleri: Doğanşar’ın muhtelif yerlerinde göller bulunmakta. Ancak, bunlar önemli büyüklükte değiller. Yörenin en önemli gölleri Dipsizgöl ile Sülükgölü’dür.
Dipsizgöl: Küçük bir göldür. Derinliğinin bilinmemesi sebebiyle bu ismi almıştır. Göl çukur bir yerde olmasına rağmen su seviyesi pek yükselmez. Çünkü sularının fazlası bulduğu bir yolla Doğanşar karayolu ve etraftaki arazinin altından geçerek birrkaç yüz metre mesafedeki dereye akmakta ve aktığı yerde bir şelaleyi oluşturmaktadır.
Sülükgölü: Bu göl de küçük bir göldür. Gölün özelliği, içinde yer alan sülüklerin bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmasıdır
BİTKİ ÖRTÜSÜ
Bitki örtüsünü, Sivas ve çevresine göre daha zengin olan ormanlar ve bozkır oluşturmakta. Bu konuda gelecek nesillerin aynı hatayı tekrarlamaması için bir özeleştiride bulunmak istiyorum:
1940 ve hatta 1950’li yıllara kadar Doğanşar’ın % 90’ının ormanlarla kaplı olduğu anlatılmakta. Dört-beş metre çapındaki ağaçlardan bahsediliyor. İnsanların korkudan giremedikleri, gökyüzü görünmeyen çam ve gürgen ormanlarının yerinde bugün yeller esmekte. Sayısız dağ ve tepe artık çıplak. Alaçam’daki çamların sadece adı kaldı. Peki, ne oldu bu ağaç ve ormanlara? Tamamı, yakacak ve kereste için mi tüketildi? Keşke öyle olsaydı. 1940’lı yılların büyükleri ormanların günahını hiçbir zaman ödeyemezler. Doğanşar’daki ormanlar bir cehaletin sonucu olarak tüketilmiş. Sayısız ihtiyarı dinledim. Anlattıkları insanın tüylerini ürpertiyor. Bakın, ağaçlar niçin kesilmiş:
-Katran ve boya hammaddeis olarak kullanmak,
-Çam kabuğunun altındaki seri yemek,
-Ağaç kesimi konusundaki iddialaşmalar, yarışmalar,
-Koca bir ağacın içini yakarak hayvan yemliği yapmak,
-Tarla açmak,
-Aynı meyildeki ağaçları yarıya kadar kestikten sonra, rüzgârda domino taşları gibi düşüşlerini seyretmek,
-Şahıs ormanlarının ise tehdit ve intikam duygusuyla kesilmesi
Bu yanlışların sonucu olarak 1960’lı yıllarda Doğanşar insanı, yakacak temini için dahi ağaç bulamaz oldu. Kesilen tek ağaç için köyler arasında kavgalar çıkmaya, silahlar patlamayabaşladı. Bu sebeple keçi kaldırıldı. Ormanların korunması ve geliştirilmesi için kararlar alındı. Karara aykırı davrananlar komşuluktan reddedildi. Doğanşar’ın şimdiki güzide ormanları, işte bu kararlılığın neticesinde, yeniden canlandı.
Günümüzde, Doğanşar’ın hemen her tarafında çam, gürgen, yabani fındık, meşe, karaağaç, dağkavağı, ahlat, ekşi elma, ıhlamur, kumrut, öküzgötü, paltakotu, havgidi, mamukeriği, domuz eriği, tavşanelması, çetirez, daraklık, kurtbağrı ağaçlarına rastlamak mümkündür.
Sulanabilen yerlerde ise en çok söğüt ve kavak ağacı dikkati çekmekte. Elma, armut ve erik çeşitleri, vişne, ceviz, kiraz, mahlep çokça yetiştirilmektedir.
Bozkırda hakim bitki topluluklarının başında keven gelmekte. Keven toprağın bekçisidir. Erezyonu önleyerek bozkırın sürekli yeşil kalmasını sağlar. Ot ve samanın yetmediği uzun kışlarda hayvan yiyeceği olarak söküldüğü olmakta. 1980’li yıllarda aşırı sökülmesi sebebiyle halk, sökümünü yasaklamıştı.
Doğanşar yöresinde kendiliğinden yetişen diğer bitkiler ise kövrek otları, diken çeşitleri, yabani yoncalar, sığın, kekik, madımak, yemlik, evelik, kuzukulağı, kömeç, karga bıdiği, sahlep, çayırsoğanı, devetabanı, buğdeyik, kıskınuk, üçgül, gırzancuk, yavşanotu, çiriş, ısırgan, gelin parmağı, kabalak.
Doğanşar’ın dağ ve yaylalarında rengarenk sayısız çiçek çeşidi göze çarpmakta. Bazıları şunlar; lale, çiğdem, menekşe, gagaç, navruz, sümbül, karçiçeği/kardelen, tütiye, katırtırnağı, çayır çileği, koyungözü/papatya, gelincik, küpkıran, kuyrukyaran, mermük otu, keş çiçeği, gurbet çiçeği.
Sulanabilen her yer, çayır ve yoncalıklarla kaplı.

TEKELİ DAĞI
Tekeli dağının yüksekliği 2624 metredir. Doğanşar’ın batısında yer alır.”Dokuzlar” adıyla da bilinen, bölgenin en yüksek dağıdır. Hubyar Köyü sınırları içinde kalır ve Tokat-Sivas (Almus-Doğanşar)sınırını oluşturur. Hemen hemen her yerinde su gözeleri bulunmaktadır. Doğanşar içme suyunun tahmini %90’ı bu bölgelerden karşılanır. Temmuz ayına kadar üzerinden kar eksik olmaz.
Zirveye yakın yerinde Asa pınarı denilen ve kutsal sayılan bir suyu vardır. Yazları çeşitli bölgelerden buraya piknik yapmaya ve ziyarete gelirler. Eteklerinde köyler, yaylalar ve çiftlikler bulunur. Asa pınarının yanında ufak bir barınak bulunmaktadır. Son yıllarda Cumhuriyet Üniversitesinden öğrenciler ve öğretmenler gezi, bilgi ve tez hazırlamak için çeşitli zamanlarda kafileler halinde Tekeli dağına gelmektedirler. Tekeli’nin etrafında Doğanşar’ a bağlı Kıpçak, İçdere ve Başekin köyleri vardır. Uzun dere, Döndar Tokat’ a bağlı bazı köylerdir. Tekeli dağının zirvesinin güney yönü dik olduğundan geçiş imkanı bulunmamaktadır.
Bilmem ki böyle neden mağrursun
Çekilmiyor, senin nazın Tekeli
Başın yıldızlara arkadaş olmuş
Cümle dağdan boyun uzun Tekeli
Bir yanın tepedir, bir yanın çaldır,
Bir yanın yalçındır, bir yanın yoldur,
Kardan fırtınadan nasibin boldur
Eksik olmaz karın, buzun Tekeli
Çiçek, çiğdem fazla gitmez hoşuna
Güvenilmez baharına kışına
Siyah bulut serpuş olmuş başına
Belli değil kışın yazın Tekeli
Tepende durulmaz; rüzgarlı yelli,
Derenden geçilmez; sellidir selli
Ne mevsimin belli ne yazın belli
Baharda erişir hazan Tekeli
Çoban sürüsünü sana heylemez
Karlı buzlu tepelerin boylamaz
Sana bu sözleri kimse söylemez
Enver’dir bu beyiti yazan Tekeli
Enver SEPET

DOĞANŞARDA TURİZM

Doğanşar İlçesi Belbaşı yaylası

Doğanşar-Sivas yolunun 20. km’sinden ayrılan 3 km’lik patikanın sonunda bulunan küçük ve güzel bir yayladır Belbaşı.Yaz aylarında ikamet edilen yaylada bu yıl 8 hane, 30’a yakın ;güzel anadolumun bir o kadar güzel Doğanşar insanı ikamet etmekte.Bitmekte olan bir kültürün, bir yaşam tarzının son üyeleri bu insanlar ; bu haneler.Belbaşı yaylasının bu şirin ve sayıca az olan halkı geçimlerini yaylada otlattıkları hayvanlardan sağlamakta.Yeşilin peşinizi hiç bırakmadığı Belbaşı yaylasında diğer Doğanşar yaylarında olduğu gibi doğanın eşsiz ve doyumsuz tadını çıkarabilirsiniz. Serin,bol oksijenli ve kekik kokulu havası , buz gibi kaynağından suyuyla bir şifahane.Yaylanın adeta eteği gibi olan ormanın ve ona eşlik eden doğanın doyumsuz manzarasından etkilenmemek te elde değil.

Doğanşar Tikenli Yaylası
Tikenli yaylası Dipsiz Göl’den Şerefiye tarafına giden yolun 6. kilometresinde bulunur.Tikenli Yaylasının rakımı yaklaşık 2100 metredir.Doğanşar Tikenli yaylasında şu anda 18 hane yaşamakta. Hayvanlar için geniş otlakların bulunduğu tikenli yaylasında bir zamanlar yaz aylarında 100 hane yaşamaktaymış. Rüzgarın hiç eksik olmadığı yayla diğer Doğanşar yaylalarına nazaran daha sert bir iklimi bünyesinde barındırmakta. Yayla çevreside dikkate değer bazı yerler bulunmakta;

-Toptaş adı verilen tepenin rüzgarı bir insanı yerden kaldıracak kadar kuvvetli eser ve bu rüzgar şiddetini hiç kaybetmeden sürekli olarak esmeye devam eder.
-Erenler tepesi, aslında bu tepe hem maddi hem de manevi yönden oldukça zengin bir yer. Tepenin zirvesinde tepeninde ismini aldığı Erenler adından ki büyük zatlardan birisi bulunmakta. Burayı bilen insanlar gelip burada dualar etmekteler. Aynı zamanda tepenin yamaçları zengin krom yataklarına sahiptir. Özel bir şirket tarafından Erenler tepesinin eteklerinde krom madeni faal olarak işletilmektedir.
-Yaylayı biraz betimlemek gerekirse; bol oksijenin ve su gözelerinin peşinizi hiç bırakmadığı , yeşilin toprağın rengini belirlediği, tepelerin yamaçları boyunca uzanan geniş gürgen ve çam ormanlarıyla karadeniz yaylalarını hiç artmayan eşsiz bir doğa güzelliği Doğanşar Tikenli yaylası.
-Gözelerinin soğukluğu ile diğer Doğanşar yaylarını aratmayan Tikenli Yayalası siz değerli okurların ziyaretle sabırsızlıklar bekliyor.
Not:Tikenli yaylası ile ilgili yazımız bu kadar ama bu yazı tikenli yaylasını tasvir etmeye yetmez. İnşallah siz değerli okurlamızdan Tikenli ve diğer Doğanşar yaylaları ile ilgili yazı ,şiir vs bekliyoruz.
Doğanşar Tikenli Yaylasında fotoğraf çekimi yaparken yoğun sis nedeniyle yeterli verimliliği alamadık. İnşallah ilerleyen günlerde sitemizde bu konuda veri güncellemesi, yapacağız.

Mezgitli yaylası
Genel, Tüm Yazılar 20 Ağustos 2013

Mezgitli yaylası Doğanşar İlçesi Başekin köyü yolu üzerinde bulunur. Doğanşar’ın en yüksek tepesi olan Tekelinin etekleri boyunca uzanan birçok yayladan bir tanesidir. Büyükbaş hayvancılığın yapıldı yaylada; 14 hane bulunmaktadır. Baharları toprağı süsleyen çiçeklerinin güzelliği ile bir başkadır bu güzel yayla. Diğer Doğanşar yaylarında olduğu gibi keşfedilmeye bekleyen bu güzel yaylayı siz değerli okurlarımızın ziyaret etmesini bekliyoruz.

Sakal-ı Şerif
Genel, Haber, Tüm Yazılar 10 Ağustos 2013
”Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler.”

Doğanşar İlçesi Camikebir mahallesi Ulu camii’nde Alemlare rahmet olarak gönderilen Kutlu insanın ,Peygamberimizin(s.a.v) Mübarek Sakal-ı Şerifi bulunmaktadır.Sakal-ı Şerif her yıl ramazan ayının son cumasında ziyarete açılmakta. Doğanşar’ımızın böyle bir kutsal emanete sahip olması hasediyle siz değerli müslüman kardeşlerimizi ramazan ayının son cuması Doğanşar’a; Rahmet ve Merhamet peygamberinin(s.a.v) mübarek sakalını ziyarete bekliyoruz.

DİPSİZGÖL VE ŞELALESİ
Doğanşar İlçemiz sınırları içersinde kalan Dipsiz göl, Doğanşar Sivas karayolu üzerindedir. Doğanşar İlçe merkezine uzaklığı yaklaşık olarak 15 km mesafededir. Küçük bir göldür. Derinliğinin bilinmemesi nedeniyle bu ismi almıştır. Gölün tabanından çıkan su etraftaki kayaların oluşmasını sağlamıştır. Gölün eskiden şimdikine göre dört beş kat daha geniş ve derin olduğu sanılmaktadır. Karayolu ve göl arası 200 metre olup etrafı ormanlarla çevrilidir. En güzel piknik alanlarından birisidir. Gölde balık yetiştirilmemektedir. Dipsiz Göl çevresi gezilmeye değer oldukça yeşil bir mekana sahiptir.Gölün etrafının ormanlık olması nedeniyle Yöreyi gezip görmeye gelenler kendilerini yeşilin değişik tonlarının ortasında bulmaktadırlar.Çevresinde oldukça geniş alanlar vardır.Ancak bu alanların hemen hepsi özel mülkiyette olduğundan gölün çevresinin ekonomik açıdan değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır.Göl çevresini ziyaret maksadıyla gelen kişilere yeme, içme ve konaklama gibi hizmetler sunulamamaktadır.Bu hizmetlerin eksikliği nedeniyle bölge yerel ve ulusal basın aracılığı ile tanıtılamamakta ve insanımızın hizmetine açılamamaktadır.
Göl çukur bir bölgede olmasına rağmen su seviyesi fazla yükselmez. Çünkü suların fazlası Doğanşar karayolu ve etrafındaki arazinin altından geçerek birkaç yüz metre mesafedeki dereye akmaktadır. Aktığı yerde bir şelale oluşturmaktadır. Bu şelale Dipsiz göl şelalesi adını alır. Şelalenin etrafındaki kayalık bölge suyun içindeki minerallerle oluşmuş bir çeşit travertendir. Bu oluşum hala devam etmektedir. Şelalenin yanına küçük bir patikayla inilmektedir.Şelalenin yerden yüksekliği yaklaşık 45-50m civarındadır.Yöre gezilmeye ve görülmeye değer doğal güzellikler arasındadır.

DOĞANŞAR YÖRESEL GİYİM

KADIN GİYİMİ
Geleneksel Kadın Giyimi: yörenin yaygın başlık türüdür. Önüne ipekli yemeni-krep dikilir yâda bağlanır. Uçları yandan sallanır. Günlük giyimde her zaman fes kullanılmaz. “Değirmi” denen düz, “hindi” denen renkli ve desenli tülbentler bağlanır. “İşlik” denen iç giysileri de ak bezdendir, elde dikilir. Üstte omuzlardan ve belden “kırmalı” üç etek biçiminde “peşli” denen entarileri giyilir. Kollar geniş ve “dilmeli” dir. Peşlerin ikisi öne, birisi arkaya gelir, aradaki “sayvanlı” dır, (astarlı). Kara yünden yâda ketenden yapılmış, nakışlı, çevresi oyalı önlükler bağlanır. Ayrıca madeni kemerler, el örmesi yün kuşaklarda kullanılır. Bazı yerlerde kadife atlas üzerine sim işlemeli bindallılar giyilir. Kolların yırtmaçlısı da yırtmaçsızı da geniş ve sarkıktır. Entarilerin tümü yakasız, önden göğüs altına dek düğmelidir. Özel günlerde sırmalı ve işlemeli cepken de giyilir. Kadife üstüne sırmalılara “kademe” denir. Alta bel ve parçaları uçkurları “tuman” (şalvar biçimli, bol dikmeli don) giyilir. Parçalar çoraba dek uzanır. Renkli ve desenli çoraplar mevsimine göre ince yâda kalın yünden örülür.
ERKEK GİYİMİ
Şehirleşmenin verdiği imkânlara sebebi ile köy hayatında erkek giyimi aslında büyük bir değişime uğramıştır, ama bazı şeylerden asla vazgeçilmemiştir şöyle ki; kış aylarında erkeklerin ayaklarında genellikle örme çoraplar bulunur ki bunlar yüzde yüz yün ve el örmesiyle yapılır ve yörenin motiflerini taşır, bu çorapların altını ise kara lastik, cızla vat oluşturur. Şehirleşmenin yaşandığı bölgelerde ise normal ayakkabı ve çoraplardan yana tercih kullanılır.Köy erkeğini vaz geçilmezlerinden biride aksesuarıdır mesela, hemen hemen orta yaş üzeri birçok insanımızda aksesuar olarak, sigara ağızlığı, tabakası, Sivas işçiliği bıçaklar, köstekli saat, kasket, gibi aksesuarlar köylerimiz insanında sıkça görülür.

CEVAP VER